isteğe bağlı sezaryen yapılabilir mi

NORMAL DOĞUM MU? SEZARYEN Mİ?
Dünya üzerinde en sık yapılan ameliyatlardan birisi olmasına rağmen sezaryen hala riskli ameliyatlardan birisi olarak kabul edilir. Ancak annenin veya bebeğin hayatını tehlikeye sokacak herhangi bir durumda doğum sezaryenle gerçekleştirilmelidir. Sezaryen ameliyat oranları hızla artmakta ve gün geçtikçe endikasyonlar genişletilmektedir. Bazı durumlarda gerçekten normal vaginal yoldan doğum mümkün olamaz ve bu durumlarda sezaryen yapılmalıdır ancak anne ve bebek sağlığı için en sağlıklı ve doğal olanın normal doğum olduğu artık dünyada yaygın kabul görmektedir, bu nedenle zorunlu olmadıkça sezaryen yapılmaması ve normal doğum oranlarının ülkelerde daha fazla arttırılması önerilmektedir. Ülkemizde son yıllarda sezaryen oranları oldukça yükselmiştir, bunun çeşitli sebepleri vardır ancak dünyadaki gelişmiş ülkelerde olduğu gibi bizde de normal doğum oranlarımızı arttırmak için çalışmalar başlamıştır.

Peki sıklıkla hangi durumlarda sezaryen yapıyoruz? En sık sezaryen sebepleri DAHA ÖNCE SEZARYEN AMELİYATI GEÇİRMİŞ OLMAK ve DİSTOSİ (bebek ve annenin doğum kanalı arasında uyumsuzluk) dir. Bunlardan başka makat doğumlar, bebeğin eşinin doğum kanalını tam olarak kapattığı durumlar, çok iri ( > 4500 gr.) veya çok küçük bebekler, geçirilmiş rahim ameliyatları ( myomektomi gibi), bebek kalp atışlarının bozulması, ilerlemeyen eylem, kordon sarkması, bebeğin eşinin zamanından önce ayrılması, aktif HSV, HPV, HIV enfeksiyonları, doğum kanalının kemik yapısında belirgin bozukluk olan durumlar ve doğum kanalını kapatan kitleler varlığında sezaryen doğum yapılmalıdır.

Peki isteğe bağlı sezaryen yapılabilir mi? Aslında bu sorunun pek çok etik, sosyal ve kanuni çelişkileri mevcuttur. Hasta kendi kendine sezaryen kararını verebilecek yeterli donanımda mıdır? Eğer hasta kendi isteğiyle sezaryen olduktan sonra, sezaryene bağlı bir sorun çıkarsa, bunun sorumlusu doktor değil midir? Bu hususta bir de operasyonun mali yükü mevcuttur elbette ki. Günümüzde devlet hastanelerinde isteğe bağlı sezaryen yapılmamaktadır. Ancak devlet hastanelerinin çoğunda sezaryen operasyonu için yeterli teknik altyapı ve personel mevcuttur.Başlıktaki sorunun hala kesin bir cevap olmadığı çok aşikardır. Ancak her iki doğum şeklinin de kendince riskleri mevcuttur.

Aslında dünyaya gözlerini yeni açmak üzere olan bebek ve anne için doğum şeklini belirlerken sezaryenin veya normal doğumun avantaj ve dezavantajları gözönünde bulundurularak doktor ve ailenin beraber karar vermeleri gerekmektedir.

Epidural analjezi anne adayının normal doğum öncesinde

AĞRISIZ NORMAL DOĞUM (EPİDURAL ANALJEZİ) (PRENSES DOĞUM)
Epidural analjezi ile doğuma (ağrısız doğum) halk arasında “prenses doğum” da denilmektedir.

Epidural analjezi anne adayının normal doğum öncesinde bel kısmından omurga aralığından bir kateter yardımıyla anestezik madde verilerek belden aşağısında ağrının hissedilmesini engelleyen bir işlemdir. Doğum sancıları karında ve kasıklarda kasılma ve basınç olarak hissedilir, ağrı ve acı hissedilmez.

Sezaryen öncesi ise buna benzer şekilde “spinal anestezi” yapılır çoğunlukla. Sezaryende de epidural analjezi yada kombine epidural-spinal yöntem uygulanabilir. Anne sezaryen sırasında vücudunun alt kısmı ile ilgili hiç ağrı duymaz. Anne bebeğini operasyon sırasında doğar doğmaz görebilir.

Normal doğumda ahim ağzı açıklığı yaklaşık 4 cm olduğunda ve anne sancıları düzenli oluşmaya başladığında işlem uygulanmalıdır, daha önce yapılması kasılmaları azaltarak doğumu yavaşlatabilir. Bazen uygun zamanda yapılmasına rağmen yine de doğumun ikinci evresinde uzamaya sebep olabilir.

Uygulama sırasında anne belini dışarıya çıkaracak şekilde oturur. İşlemin yapılacağı bölge antiseptik solüsyonla temizlenir ve lokal anestezi ile uyuşturulur. Daha sonra özel çok ince iğne ile bel bölgesinden omurilikteki epidural aralığa ilaç verilir. Genellikle daha sonra tekrar ilaç verebilmek için bu aralıkta bir kateter bırakılır. Bu kateter normal doğumdan hemen sonra sezaryenden 1 gün sonra çekilir. Normal doğumda uygulanan epidural anestezide sezaryendeki epidural anesteziye göre daha az ilaç verilir bu sayede anne bacaklarını da hareket ettirebilir. Sezaryende ise bacaklarını hareket ettiremez.

İşlem sonrası nadiren geçici başağrısı olabilir. İdrar yapmada geçici bir zorluk olabilir.

Ağrısız doğum amacıyla anneye verilen ilaçların bebeğe zararı dokunur mu?
Bu ilaçlar özel bir bölgeye uygun dozda verildiğinde bebeğe zararı olmaz. Tersine anne bağırıp çağırmaktan vazgeçtiği ve düzgün nefes alıp vermeye başladığı için bebeğe giden oksijen miktarı da artar. Bebek doğduğunda daha canlı ve hareketli olur.

Ağrısız doğum yaptırılan annelerin ‘sakat kalabileceği’ iddiası doğru mudur?
Ağrısız doğumda kullanılan kateterler omuriliği örten zarların dışına yerleştirilir. Yani annenin belinden ‘su’ alınmaz. Tekniğine uygun olarak yapıldığında ağrısız doğumun anneye hiçbir zararı yoktur. Aksine anne ağrı hissetmediği için doğum sırasında hırpalanmaz , yorgun düşmez . Bebek doğarken uterus kasılmalarıyla birlikte nefesini tutup ıkınarak bizzat kendiside doğuma yardımcı olur. Doğumdan sonra da en kısa zamanda bebeğine bakacak hale gelir.

Bir adetin başlangıcından diğer adetin başlangıcına kadar geçen süre

NORMAL ADET DÜZENİ
Adet kanamaları 9-16 yaşları arasında başlar. Genç kız 15 yaşına gelmesine rağmen hala adet kanamaları başlamadıysa bir hekime başvurup kontrolden geçmesi gerekir. İlk adet kanamasına menarş denir.

Bir adetin başlangıcından diğer adetin başlangıcına kadar geçen süre (1 siklus) 24-38 gün arasında olmalıdır (bazı kaynaklara göre 21-35 gün arası). Kanama süresinin 2-8 gün olması normaldir. Ortalama kan kaybı ise bir adet döneminde 35-40 ml civarındadır. Bu da genellikle günde 3-4 pet eder. Genellikle 80 ml’nin üzerindeki kanamalar fazla olarak değerlendirilir. Adet kanamalarının başladığı dönemlerde bu kanamalar her ay aynı şiddette olmayabilir. Kanama bir ay daha fazla, diğer ay çok daha az olabilir.

Adet kanamasının ilk günü adet periyodunun da ilk günü dür. Buna son adet tarihi denir. Kadınların son adet tarihini akılda tutması bazı durumlarda önemli bilgi sağlar.

Adetler üreme çağı boyunca gebelik ve emzirme dönemleri dışında her ay düzenli olarak olmakta ve menopozla birlikte sona ermektedir.